Bir varmış, bir yokmuş. Zümrüdüanka kuşu, her beş yüz yılda bir ateşte yanıp küllerinden yeniden doğarmış. Bu kuşun gözyaşları, her derde deva olurmuş. Bir gün, ülkenin kralı ağır hastalanmış. Zümrüdüanka'nın gözyaşını bulan kişiye büyük ödül vereceğini duyurmuş. Cesur bir genç, kuşu bulmak için yola çıkmış. Uzun yolculuktan sonra kuşu bulmuş ve ona yardım etmiş. Kuş, minnettarlıkla gözyaşlarını gence vermiş. Genç, gözyaşlarını krala götürmüş ve kral iyileşmiş. O günden sonra genç, ülkenin en bilge danışmanı olmuş.